Beyin Temelli Öğrenme Programlarının Gücü ve Tuzakları

Günlük deneyimleri incelemek için beyin araştırmalarını kullanmanın baştan çıkarıcılığı.

Son yirmi yılda eğitimciler ve psikologlar beyin temelli öğrenme programlarının uygulanmasını övdü. Nöroplastisite ve prefrontal korteks gibi bulmacalar, Pazar çizgi romanlarımızı istila ettikleri ölçüde yaygındır (son Doonesbury şeridine bakın). Renkli fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleri (fMRI), öğrenme ve hafızayla ilgili belirli beyin bölgelerine işaret eder. Aslında, biyolojiyi eğitim uygulamalarına atfederek (örneğin “öğrencilerin prefrontal kortekslerini harekete geçirmeleri gerektiğini” belirtmek gibi), sadece Bilim yaptığımız için anlayışımızı ilerletmiş oluyoruz.

İnsan beyninin nasıl öğrendiğini ve hatırladığını incelemekten zevk alma ayrıcalığına sahip biri olarak, hafızanın biyolojisinin anlaşılmasının eğitim uygulamaları için önemli çıkarımları olduğuna hiç şüphem yok. Eğitimciler bellek araştırmalarındaki gelişmelerin farkında olmalıdır, çünkü son bulgular öğrencilerin öğrenmesini geliştirmenin birçok yolu olduğunu ortaya koymaktadır. Aslında, “öğretmen” olarak bilgimizi başkalarına yaydığımızda herkes bu gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Beyin temelli araştırma, günlük durumlarda öğrenmeye ve akılda tutmaya tam olarak nasıl fayda sağlayabilir?

 

İnsan sinirbilimi araştırmalarından, belirli hafıza işlevlerine katkıda bulunan beyin bölgeleri olduğunu anladık. Bu bulgular, büyük ölçüde nörogörüntüleme çalışmalarından ve izole beyin bölgelerine verilen hasarın ardından hafıza bozukluğu olan nörolojik hastaların analizlerinden gelmektedir. Hafıza araştırmacıları iki beyin bölgesine odaklandılar – odaklanmış dikkat ve şeyleri akılda tutmadaki rolünde prefrontal korteks (yani, çalışan bellek) ve yeni bilgiyi mevcut bilgilerle birleştirmedeki rolünde medial temporal lob (özellikle hipokampus) ( yani ilişkisel hafıza). Beyin temelli öğrenme programlarının hem gücünü hem de tuzaklarını örnekleyen, yerelleştirilmiş bellek süreçlerinin bu bulgularıdır.

İnsan belleğinin biyolojisiyle ilgilenen araştırmacılar için belirli beyin bölgelerine odaklanmak mantıklıdır. Yine de beyin temelli öğrenme stratejileri uygulamakla ilgilenen eğitimciler için, bu beyin bölgelerinin kendi başlarına işlemediğini belirtmek çok önemlidir. Aşırı hoşgörülü uygulayıcılar genellikle modern frenoloji biçiminin kurbanı olurlar – eğer sadece bu beyin bölgelerindeki aktiviteyi artırabilirsek, öğrencilerin zayıf öğrenme sorununu çözebiliriz. Daha da kötüsü, beyin bölgelerini öğrenme stilleri için işaretçi olarak kullanan uygulayıcılardır – siz sol beyin (sözel), sağ beyin (uzamsal), arka beyin (algılama) veya ön beyin (düşünme) öğrenicisi misiniz? ? Beyin temelli öğrenme yaklaşımlarının uygulanmasındaki önemli bir tuzak, beyin bölgelerinin psikolojik işlevlere aşırı atfedilmesidir.

Etkili öğrenme ve akılda tutma, çok sayıda beyin bölgesinde koordineli beyin aktivitesine bağlıdır. Hiçbir beyin bölgesi tek başına çalışmaz. Öğrencinin öğrenmesini iyileştirmek için, öğrencinin motive olma, dikkati odaklama, ilgili bilgileri algılama, yeni bilgileri mevcut bilgilerle bütünleştirme, bilgi edinme pratiği yapma ve öğrenmedeki başarıyı izleme becerisini dikkate almalıyız. Elbette, öğrenme her zaman bir dizi gerçek, kavram, örnek ve bütünleşik bir şekilde bağlantılı bağlamsal bilgi içeren bir ilgi konusu etrafında odaklanır. Psikolojik terimlerle, verimli öğrenme her zaman motivasyona, algıya, belleğe, dile, geri getirme yeteneğine ve karar vermeye bağlıdır.

Beyin temelli öğrenme programlarının gerçek gücü, dikkatimizi çok sayıda bellekle ilgili beyin bölgesini devreye sokacak öğrenme stratejilerine odaklamalarıdır. Belirli beyin bölgelerini belirlemek yalnızca ilk adımdır. Daha ileri analizler, bu beyin bölgelerinin öğrenmeyi geliştiren sinir devreleri olarak nasıl etkileşime girdiğini belirlemelidir. Bu tür analizler, etkili öğrenme ve hatırlamayı içeren çok sayıda beyin aktivitesini yönlendirebilecek psikolojik süreçlerin – yani belirli anımsatıcı teknikler ve stratejiler – çalışmalarını gerektirir.

Örnek olarak, en kullanışlı anımsatıcı stratejilerden biri olarak gördüğüm ve günlük olarak uygulanabilecek üretim etkisini düşünün. En basit haliyle, öğrendiklerinizi yüksek sesle tekrarlarsınız (yani üretirsiniz). Örneğin, yaşlı yetişkinler arasında yaygın bir şikayet, yeni tanıştığı birinin adını hatırlayamamaktır. Basitçe, “Merhaba Mary, tanıştığımıza memnun oldum” gibi yanıt vererek kişinin adını yüksek sesle oluşturarak hafızanızı % 20-40 artırdınız! Laboratuvarımda, bireyler bilgi üretirken beyin aktivitesini ölçmek için fMRI kullanılmıştır (Rosner ve diğerleri, 2013). Bellek işlemeyle ilgili kritik beyin bölgelerini biliyoruz, bu nedenle bu çalışmada, üretim etkisinin bu bölgeleri ve diğer bölgeleri ne ölçüde yönlendirdiğini değerlendirdik. Bireylere kelime ipuçları ve parçalar (örn., ÇÖP-ATIK) gösterildi ve ikinci kelimeyi (örn., ATIK) oluşturmaları istendi. Diğer denemelerde, bireyler basitçe kelime çiftlerini okurlar (örneğin, DÖVÜŞ-KAVGA). Kelime çiftlerini okumakla karşılaştırıldığında, kelime parçasının oluşturulması, daha sonra bir hafıza testinde (doğru isabetler) hatırlanan bu parçalar için geniş bir sinir ağını etkinleştirdi. Bu ağ, prefrontal korteksi, medial temporal lobu ve beynin arkasındaki düşünme ve hayal etme ile ilgili olduğu bilinen bölgeleri içeriyordu.

Öğretmenler ve öğrenciler, yeni öğrenilen bilgileri hatırlamada nesil etkisinin gücünün farkında olmalıdır. Öğrendiklerinizi basitçe tekrarlayarak materyal için hafızayı önemli ölçüde geliştireceksiniz. Elbette, ne zaman öğretirsek, öğrendiklerimizi tekrarlıyoruz ve böylece nesil etkisi atasözü doğruluyor: bir öğretirken iki öğrenir. Dahası, web’de okuduklarınızı veya radyoda veya podcast’te duyduklarınızı başkalarına anlatarak kendi anılarınızı geliştireceksiniz. Beyin temelli araştırmalardan, bu hafıza stratejisinin düşünme ve hatırlamayla ilgili geniş bir sinir ağını harekete geçireceğini biliyoruz. Bununla birlikte, yukarıdaki şekilde gösterilen geniş aktivasyonun bile ilgili aktivasyonları hafife aldığını unutmamalıyız, çünkü bu ve diğer birçok fMRI analizinin bir dizi denemeden (kelime parçalarının üretilmesiyle ilgili olanlar) aktivasyona dayandığı unutulmamalıdır. başka bir denemeler dizisindeki aktivasyonla karşılaştırıldığında (kelime çiftlerini okumayla ilgili olanlar). Dolayısıyla, şekildeki aktivasyon, görsel uyaranları algılama, kelimeleri okuma ve bu aktiviteler karşılaştırmada iptal edildiği için görev sırasında basitçe bilinçli olma ile ilgili beyin aktivitesini içermez. Aslında beyniniz sürekli olarak aktiftir ve bu nedenle herhangi bir anda beyninizin sadece küçük bir kısmının aktif olduğu efsanesi aslında bir efsanedir.

Üretim etkisi, verimli öğrenme (ve hafıza ile ilgili beyin süreçlerini yürütme) için kritik olan bir dizi anımsatıcı stratejiden yalnızca biridir. Diğer beyin devreleri, öğrenci katılımını motive etmede, dikkati odaklamada, bilgiyi elde tutmada ve öğrenilenleri değerlendirmede yer alacak. Öğrenmenin tüm beyin sorunu olduğunu kabul ettiğimizde, beyin temelli öğrenme programlarına daha kapsamlı bir yaklaşım geliştirebiliriz.

Çeviri: Ömer Kılıç

Arthur P. Shimamura Ph.D.

https://www.psychologytoday.com/us/blog/in-the-brain-the-beholder/201807/the-power-and-pitfalls-brain-based-learning-programs