TEKNOLOJİNİN ÖĞRENCİ ÜZERİNE ETKİSİ

PROJENİN ADI TEKNOLOJİNİN ÖĞRENCİ ÜZERİNE ETKİSİ
PROJENİN

GEREKÇESİ

Teknolojinin ( cep telefonu,bilgisayar,internet,televizyon) öğrencilerin öğretim hayatına ,kişiliğine, sağlığına ve ahlak gelişimi üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi
PROJENİN ÖZETİ Okulumuz12. Sınıf öğrencilerinin eğitim öğretim, sağlık,ahlak ve kişilikleri üzerindeki olumsuz etkilerini tespit etmek amacıyla sınıflarda cep telefonu, bilgisayar,internet ve televizyon alışkanlığı olan öğrencilerin tespit edilmesi sınıflar düzeyinde ve okul genelinde yüzdelerinin tespit edilerek okul idaresi okul rehberlik servisi okul öğretmenleri ve velilerle birlikte ortak bir çalışma planı etrafında çalışma yürütülmesi.
PROJENİN HEDEFLERİ Teknolojik aletlerin insan vücuduna verdiği zararların tespiti

Çok masum görünen teknolojik aletlerin tehlikeleri konusunda öğrenci, öğretmen ve velilerde duyarlılık oluşturma

Teknolojik aletlerin öğrencilerin kişilik ve ahlak gelişimi üzerindeki olumsuzlukların tespiti

Teknolojik aletlerin öğrencilerin maddi zararları e sosyalleşmeleri üzerindeki zararları tespiti

PROJE SAHİBİ Yunus Emre Anadolu Lisesi Rehber Öğretmeni : Fidal SOYLU
PROJENİN UYGULAMA ADIMLARI 1- Projeyi yürütecek sınıfların tespiti

2- Projeyle ilgili çalışma planı hazırlanması

3- Proje yöneticisinin sayısal veriler için sınıflara girmesi

4- Etkinliklerin gerçekleştirilmesi.

5-Yapılan çalışmaların fotoğraf vb. ile kayıt altına alınması.

6- Toplanan verilerin sınıflar düzeyinde ve okul genelinde birleştirilmesi

7- Sonuç raporunun hazırlanması

PROJENİN UYGULANACAĞI YER Yunus Emre Anadolu Lisesi
PROJENİN SÜRESİ 4 ay
PROJENİN MALİYETİ
PROJE ÇIKTILARI -Öğretim yılı boyunca yapılan etkinliklere ilişkin fotoğraf vb. kayıtlar.

-Projenin değerlendirilmesine ilişkin bilgiler.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Projenin sonuçlandırılmasından sonra, farkı okullarda veya bir sonraki öğretim yılında yeniden uygulanabilirliği değerlendirilecektir.
RİSKLER Öğrencilerin istenilen bilgilerle ilgili olarak doğru cevap vermemesi riski
PROJE KOORDİNATÖRLERİ .

 

12 \ A Mevcut: 30 Yüzde
Telefon Kullanan Öğrenci Sayısı 24 % 80
Bilgisayar – İnternet Kullanan Öğrenci Say. 21 % 70
Televizyon Alışkanlığı Olan Öğrenci Say. 23 % 76
12 \ B Mevcut: 20 Yüzde
Telefon Kullanan Öğrenci Sayısı 16 % 80
Bilgisayar – İnternet Kullanan Öğrenci Say. 19 % 95
Televizyon Alışkanlığı Olan Öğrenci Say. 17 % 85
12 \ C Mevcut: 24 Yüzde
Telefon Kullanan Öğrenci Sayısı 19 % 79
Bilgisayar – İnternet Kullanan Öğrenci Say. 19 % 79
Televizyon Alışkanlığı Olan Öğrenci Say. 16 % 66
12 \ D Mevcut: 34 Yüzde
Telefon Kullanan Öğrenci Sayısı 14 % 58
Bilgisayar – İnternet Kullanan Öğrenci Say. 26 % 76
Televizyon Alışkanlığı Olan Öğrenci Say. 28 % 82
12 \ E Mevcut: 28 Yüzde
Telefon Kullanan Öğrenci Sayısı 27 %96
Bilgisayar – İnternet Kullanan Öğrenci Say. 22 % 78
Televizyon Alışkanlığı Olan Öğrenci Say. 24 % 85
12 \ F Mevcut: 34 Yüzde
Telefon Kullanan Öğrenci Sayısı 15 % 55
Bilgisayar – İnternet Kullanan Öğrenci Say. 14 % 58
Televizyon Alışkanlığı Olan Öğrenci Say. 25 % 73
12 \ G Mevcut: 34 Yüzde
Telefon Kullanan Öğrenci Sayısı 27 % 79
Bilgisayar – İnternet Kullanan Öğrenci Say. 24 % 70
Televizyon Alışkanlığı Olan Öğrenci Say. 26 % 76
12 \ H Mevcut: 31 Yüzde
Telefon Kullanan Öğrenci Sayısı 30 % 96
Bilgisayar – İnternet Kullanan Öğrenci Say. 21 % 67
Televizyon Alışkanlığı Olan Öğrenci Say. 20 % 64
12 \ İ Mevcut: 35 Yüzde
Telefon Kullanan Öğrenci Sayısı 24 % 68
Bilgisayar – İnternet Kullanan Öğrenci Say. 29 % 82
Televizyon Alışkanlığı Olan Öğrenci Say. 28 % 80
12 . Sınıflar Toplam Mevcut: 270 Yüzde
Telefon Kullanan Öğrenci Sayısı 196 % 72
Bilgisayar – İnternet Kullanan Öğrenci Say. 195 % 71
Televizyon Alışkanlığı Olan Öğrenci Say. 207 % 76

EK 1 : İnternetin zararları ile ilgili yazı

EK 2 : Cep telefonu ile ilgili yazı

EK 3 : Televizyon ile ilgili yazı

EK 1

İnternetin Zararları Ve Korunma Yolları

Bilgisayar ve internetin toplumdaki hemen her bireyin hayatına bir şekilde girdiği bir çağda yaşıyoruz. İnternet, günlük yaşamımızın bir parçası olmuş, evlerimize kadar girmiştir. Baş döndürücü bir hızla hayatımızı etkileyen bilgisayar; artık buzdolabı, fırın, çamaşır makinesi gibi zorunlu ev eşyaları arasında sayılmaya başlanmış durumda.

İnternet; gerçek dünyada var olan her şeyi fazlasıyla barındıran sanal bir dünyayı sunuyor bilgisayar kullanıcılarına… Sanal âlemde, yani internet dünyasında, tıpkı gerçek dünyada var olan güzel ve faydalı ortamlar olduğu gibi, çirkin ve zararlı ortamlar da vardır. Bugün genelde tüm insanlığı,daha çok da çocuklarımızı tehdit eden en büyük tehlike, sanal âlemin zararlı ortamlarıdır. Üstelik söz konusu bu ortamlar, zahmetsiz bir şekilde, sadece birkaç fare tıklamasıyla ulaşabileceğimiz kadar bize yakın.

Anne–Babaların bilgi konusunda yetersiz olması, doğal olarak çocuklarımızın korumasız olmasına yol açıyor. Ne yazık ki ebeveynler sadece bilgisiz değil, aynı zamanda ilgisiz de… Bu ilgisizlik ve bilgi eksikliği devam ettiği müddetçe, ana–babaların çocukları konusunda pek çok sıkıntı yaşayacakları ortadadır… “Çocuğuma karne hediyesi olarak bilgisayar aldım”, “Çocuğum kafeteryalara takılıyordu, internet bağlattım, rahat ettim” gibi sözleri çok duyar olduk. Eskiden çocuklara ödül olarak top alınırdı ve “Aman dikkat et, caddede oynama, şurada oynama, burada oynama” gibi kırk çeşit nasihat edilirdi. Şimdi ise imkânımız olduğu için çocuğumuza bilgisayar alıyorsak, onu kendi haline bırakmamamız lazımdır… Zira ödül olarak alınan bilgisayar ve internet bağlantısı, çocuğun caddede top oynarken karşılaşabileceği tehlikelerden çok daha büyük ve vahim tehlikeleri davet etmektedir.

İnternetin sunduğu sanal dünyada korumasız ve özgürce dolaşan çocuklar, tıpkı sahipsiz bir çikolata dükkânına giren çocuklar gibi rafların albenisine kapılırlar. Ne yazık ki bu rafların çoğunda çikolata yerine, çikolata ambalajında zehir sunulmaktadır.

Hiçbir Anne–Baba’nın çocuğunu gecenin geç vaktinde hırsızların, katillerin, sapıkların, kumarbazların, psikopatların, her türlü pisliği yapanların kol gezdiği bir muhite gönderemeyeceği şüphe götürmez bir gerçektir. Oysa hiçbir kontrol ve güvenlik kullanmadan çocuğuna interneti sunan ebeveynler, çocuklarını en gaddar, en acımasız, en iğrenç, en sinsi ortamlara kendi elleriyle teslim ettiğinin farkında bile değildir çoğu zaman.

Bilgisayarda mutlaka şifre ile koruyun. Çocuğunuz sadece kısıtlı kullanıcı olarak bilgisayar kullansın.

Bilgisayarınıza mutlaka test edilmiş güvenilir bir filtre program yükleyin ve sadece güvenli sitelerin listesini yaparak diğer siteleri engelleyin.

İyi bir anti virüs programı yükleyin ve internete her girdiğinizde bunu güncelleyin.

Bilgisayarı evde herkesin kullandığı oturma odası gibi bir yere kurun. Monitörünüzün arkası duvara, önü odanın içine bakacak şekilde yerleştirin. Bu tedbir çok caydırıcıdır ve çok faydalıdır.

 –Çocuğunuz ve diğer aile bireyleri asla onlara güvenmediğiniz gibi bir şüpheye kapılmasınlar. Aldığınız tedbirlerin kendiniz de dâhil olmak üzere herkesin selameti için olduğunu güzellikle izah edin.

Ailece internete giriş ve çıkış saatleri tayin edin ve başta siz bu saatlere riayet ederek örnek olun.

Evinizde internet olduğu halde, çocuğunuz hala kafeteryalara gidiyorsa, bunun sebebini güzellikle öğrenmeye çalışın. Eğer evdeki internet bağlantı süresinin azlığından dolayı ise, süreyi arttırabilirsiniz. Kafeteryaya oyun için gidiyorsa, aynı oyunu –sakıncalı değilse– temin edin ve kontrollü olarak evde oynamasına müsaade edin. Çünkü masum bir oyun için İnternet kafeye giden bir çocuk, orada daha kötü alışkanlıklar edinebilir.

Çocuklarınızın samimi arkadaşlarını ve ailelerini tanıyın, temasa geçin ve birbirinizle bu tehlikeye karşı yardımlaşın.

EK 2

CEP TELEFONU

Cep telefonu 21.yy’ın insanlığa armağanı, mesafeleri kısaltan, iletişim de internetten sonra müthiş bir çığır açan hepimizin olmazsa olmazı.

Evet giriş cümlesinde de değindiğimiz üzere cep telefonu hakikaten hepimizin olmazsa olmazı, her an her şeyde kullanır olduk onu. Fotoğraf çekeriz, hesap makinesi niyetine kullanırız, ses kayıt ederiz ve en son çıkan modelleriyle günlük gazeteleri bile ondan takip edebiliriz. Cep telefonu modern insan için ne kadar olmazsa olmaz ise ortaöğretim çağındaki okulda ki öğrenci içinde o kadar “OLURSA OLMAZ” hale gelmiştir. Bu kanaatimizi açık yüreklilikle pek çok eğitimcinin de paylaşacağına eminim.

Birinci ve en önemlisi bilim dünyasının ortaya koyduğu gerçek cep telefonlarının insan vücudu için zararlı elektromanyetik dalgalar yaydığıdır. Hele hele gelişme çağındaki bir ortaöğretim okulu öğrencisine verebileceği zararlar tam olarak bilinmemektedir. Bir süre cep telefonuyla görüştükten sonra kızıl ötesi özel fotoğraflama teknikleriyle fotoğraflanan deneklerin başlarının telefonla görüştükleri kısmının kızıl bir renk aldığı ve ilgili bölgede yoğun bir elektromanyetik alan oluştuğu modern bilim tarafından kanıtlanmıştır. Bilim insanlarınca cep telefonun bir kulaklık vasıtasıyla vücuda ve özellikle başa uzak bir noktada tutularak kullanılmasının sağlık açısından çok önemli olduğu defalarca belirtilmektedir.

İkinci olarak; eğitimde dikkat öğrenmenin yarısıdır. Okullar ve sınıflar planlanırken öğretim programları yapılırken ve hatta öğretmen adayları yetiştirilirken öğrencinin eğitim için güdülenmesinin, dikkatinin olabilecek en üst seviyeye çıkarılması hedefi ortaya konur. Okulda cep telefonlu öğrenci ister istemez; sesli, görüntülü, uzakları yakın eden belki birazda amiyane tabiriyle hava atma vesilesi yapılabilecek bu aletin cazibesine kapılacaktır.Gözlemlerimizle sabit, okul ortamında yaşanan; telefonlaşmalar, mesajlaşmalar, veri, görüntü, ses ve müzik transferleri, kulaklıkla ve hoparlörle arka sıralarda, kuytu bahçe köşelerinde yapılan toplu müzik dinleme seansları şunu kesinlikle kanıtlamıştır ki cep telefonu ortaöğretim öğrencisi için inanılmaz derecede çekici, öğrenme ilgisini ikinci plana itici, eğitim kalitesi üzerinde olumsuz baskı oluşturan bir faktördür.

Üçüncü olarak kamuoyunun da zaman zaman gündemine gelen öğrencilerin cep telefonunu amacı dışında ahlak dışı kullanımları da üzerinde önemle düşünülmesi gereken çok önemli bir husustur. Kız öğrencilerin gayri ahlaki görüntülerinin çekilmesi, öğretmenlerin saygınlığını zedeleyici çirkin açılardan çekilen cep telefonu görüntülerinin internet sitelerine konulması üzerinde düşünülmesi gereken diğer bir konudur.Bu konuyla ilgili olarak 2010 yılında 3 öğrencimiz bilişim suçları kapsamında ceza bile almışlardır.

Dördüncü olarak bugün ülkemizin en önde gelen eğitim kurumları arasında gösterilen, uluslar arası bilim olimpiyatlarında dünyada adımızı duyuran bir kısım özel kolejler, öğrencinin daha kaydı sırasında velisiyle cep telefonunu okula getirmeyeceği hususunda taahhütname imzalamaktadırlar. Dünyada ki örneklerine de baktığınızda batının önde gelen modern eğitim kurumlarının cep telefonunun okul içerisinde kullanımıyla ilgili ciddi kısıtlamalar getirip yaptırımlar uyguladığını görüyoruz. Demek ki okullarda cep telefonu kullanımı sanıldığı kadar masum ve sıradan günlük hayatın bir gereği olarak algılanamaz algılanmamalıdır da.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; cep telefonun ortaöğretim çağındaki öğrenciler için hele hele okul ortamında kullanımının veli tarafından desteklenmesi pek çok sorunlara neden olmakta; öğrenci ve eğitimcileri karşı karşıya getirmektedir. Sert bir disiplin anlayışıyla cep telefonu kullanımının tamamen yasaklanması ve yasakları çiğnemekte ısrar eden öğrencilere disiplin cezaları uygulanmasından ziyade; Okul aile birliği toplantılarında; veli, öğrenci ve okul arasında ortak bir konsensüs oluşması en iyi çözüm olacaktır. İhtiyaçlar ve sakıncalar aynı anda ortak bir tepside toplanıp öğrencimiz için eğitim kalitesinin korunması için en uygun yol tüm tarafların desteğiyle hayata geçirilmelidir

EK 3

TELEVİZYON

Kitle iletişim araçlarından en önemlisi olan televizyon, şüphesiz 20. yüzyılın en büyük icatlarından idi. Çağın gelişmesine büyük katkısı olmuştur, yararlarını gözden kaçırmamak gerekir. Fakat bizden alıp götürdüklerini de görmezden gelemeyiz.

Televizyonun bireylere zararlarını, kabaca, tek tek sıralayalım:

1-Televizyon karşısında büyüyen çocukların sosyalleşme, bireyselleşme ve psikososyal yönlerinin hepsi eksik ya da yetersiz kalacaktır. Duygusal ilgi, sevgi ve birlikte geçirilecek vakit yerine, çocuğun televizyon karşısında kalması çok sakıncalı bir durumdur.

2-Magazin programı adı altında birçok yayın, seviyesiz eğlence kültürünü aşılar.

3-Dört – yedi yaş arası çocuklarda tv’ nin çok fazla izlenmesi, çocuğun dil ve sosyal gelişiminde birtakım sıkıntıların oluşmasına sebep olur. Çocuk bu dönemde, tv’ de gördüğü görüntüleri tamamen somut olarak yorumlar. Örneğin, bir çizgi filmde gördüğü bir sahneyi kendiside yapmaya çalışabilir. Ayrıca çocukların bu dönemde izleyeceği korku, gerilim ya da aşırı şiddet içeren görüntülerden aşırı derecede etkilenebilir ve bunun sonucunda çocukta uykusuzluk gibi problemler baş gösterebilir.

4-Birçok tv programı insanları gerçeklerden koparır,

5-Televizyonda dönen reklamlar, sadece kazanç uğruna birçok değeri çiğner.

6-Tüketim uğruna birçok yanlış, doğru gibi gösterilir.

7-Birçok tv kanalında şiddet görüntüleri artık sıradan hale geldi. Televizyon şiddete meyilli fertlerin yetişmesine vesile oluyor,

8-Televizyon kanalları çoğunlukla başka kültürleri özendirir,

9-İnsanların reyting uğruna kullanılması,

10-Tv’ de hoş gibi gözüken, fakat gerçekte seks, şiddet gibi öğeleri vurgulayan davranışları ön plana çıkaran çok fazla program vardır.

11-Televizyon insanları tembelleştirir. Günde 4 saatten fazla tv izleyen çocuklar, aşırı kilolu oluyor.

12-Okumak yerine televizyondaki programlar vesilesiyle bilgilenmeye – öğrenmeye çalışmak, okuma kültürünü öldürüyor.

13-Tv’ ye bağlı olarak yaşamak, çok ciddi bir sorundur. Örneğin; tv’ ye çok bağlı olan insanlar aksayabilir.

14-Çok fazla tv izlemek enerji kaybına neden olur,

15-Tv’ ler ile insanlara “çalışmadan köşeyi dönme” zihniyeti aşılanıyor.

Televizyonun bunlara benzer daha pek çok zararlı etkisini sayabiliriz. En güzeli kendimizi çok fazla kaptırmamak ve mümkün oldukça televizyondan olumlu bir şekilde yararlanmaktır.

İNDİR: Teknolojinin Öğrencilerin Ders Çalışma Alışkanlıklarına Olan Etkisi